50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf: İstanbul Arkeoloji Müzesi / Tijen Burultay

Kadeş Savaşı’nı Mısır mı kazandı, yoksa Hitit mi? Bu soru etrafında yaratılmış inceleme, edebiyat eserleri, filmler dünyayı sarmış demek abartı sayılmamalı. Zira, modern Mısır hükümetleri değişik dönemlerde, antik Mısır’ı dünya turizmine tanıtmanın bir yolu olarak roman siparişleri bile verdi. Mısırlılar uzun yıllardır yaptığı propaganda, Mısır’ı büyük ve yenilmez, Hitit’i ise (en azından Kadeş Savaşı bakımından) barbar ve istilacı gösteriyor. Olay kısaca şöyle:

Tahta geçtiğinde Tutenkamon henüz sekiz yaşındaydı. Üvey kız kardeşi Ankesenamon ile evlendiriliyor. Ama 18 yaşındayken öldürülüyor; nitekim mumyası üzerinde yapılan röntgen incelemelerinde ölümüne kafatasına aldığı bir darbenin yol açtığı anlaşıldı. Dönemi inceleyenlere Anadolu Hitit tabletleri yardım ediyor: Başrahip Eje, firavun Tutenkamon’u öldürdükten sonra firavun olmak istiyor. Bu da ancak kraliçe Ankesenamon ile evlenmekle olanaklı görünüyor. Ankesenamon ise bu evliliği istemiyor, bulabildiği tek çözüm şu: Ününü duyduğu Hitit kralı Suppiluliuma’dan yardım istemek. Suppiluliuma’nın oğlu II. Murşiliş’in yazdığına göre bu yardım isteği şöyle çıkıyor ortaya: “Mısır’ın dul kraliçesi babama bir elçi ile şu mektubu yolladı: Kocam öldü. Benim oğlum yok. Duyduğuma göre sende oğul çokmuş. Eğer bana oğullarından birini verirsen onu koca yapacağım. Tebaamdan kimseyi kocam yapmayı asla istemiyorum. Ona koca olarak saygı duyamam.”

Hitit prenslerinden Zannanza kocalık için seçiliyor ve yanına küçük bir askeri birlik alarak Mısır’a gidiyor. Ancak sınırı geçiince öldürülüyor. Eje, Ankesenamon’un bu girişimini öğrenmiş ve Mısır orduları başkomutanı Horemheb’i devreye sokarak Zannanza’yı ve küçük birliğinin yok ettirmiş. Hitit kralı Suppiluliuma, Mısır’a hemen saldıramıyor; çünkü Anadolu’da o sıralarda veba var. Suppiluliuma da bu vebadan ölüyor.

Suriye’nin kuzeyindeki şehir devleti Amurru’nun Hititlilerin egemenliğinden çıkıp Mısır’a bağlandığını açıklaması bardağı taşıran damla oluyor. İki büyük ordu İÖ 1296’da Kadeş yakınlarında karşılaşıyor.
Hitit birlikleri, o dönem Mısır tahtında oturan II. Ramses’in ordularını dağıtıyor. Ancak değişik kültürlerden oluşan Hitit ordusu, kazanmanın hırsıyla yağmaya başlayınca, bir düzenli birlik onları ilerleyemez hale getiriyor. Tam olarak yenen ve yenilen yok. Buna karşın dünyanın önde gelen ansiklopedileri, “Ramses, çarpışmanın gerçeğe aykırı öyküsünü birçok tapınağa kaydettirdi” yolundadır.

Asur ilerleyişini gören II. Ramses, Hititlilere armağanlar göndererek ilk diplomatik ilişkiyi başlatıyor. Hitit kralı III. Hattuşili bu diplomasiyi görüyor ve Kadeş Antlaşması imzalanıyor. Anadolu’da Hitit tabletlerinin ortaya çıkardığı antlaşma metninin özü şöyle:
“Mısır ülkesi kralı, büyük kral, kahraman Re-masesa-mai Amana’nın (II.Ramses’in çivi yazısında yazılışı), Hatti ülkesinin büyük kralı Hattuşili ile dostluklarının, kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları anlaşmadır.

Eğer her iki ülkeden birine iç veya dış düşmanlar saldırırsa ve bunun için birbirinden yardım isterlerse, her iki taraf piyadesini ve süvarisini göndererek onun yardımına koşacaktır.
Eğer Mısır ülkesinden, Hatti ülkesine ya da Hatti ülkesinden Mısır ülkesine kaçanlar olursa, birbirlerine geri vereceklerdir. Fakat bunlar şiddetle cezalandırılmayacak, onların gözlerinden yaş akmayacak, eşleri ve çocuklarından öç alınmayacak.”
Tarihin bilinen ilk barış anlaşması olarak kayıtlara geçen Kadeş Antlaşması İÖ 13. yüzyılın iki büyük siyasi ve askeri gücü olan Hitit ve Mısır devletlerinin en önemli diplomatik belgesi olarak da değerlidir.

İçindekiler