50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Geç Hitit Beyliği, Kargamış / Şemsi Güner

İnsanın hayvanları evcilleştirmesi salt yiyecek üretme aşamasına geçmesini sağlamadı. “Neolitik Devrim” denen aşamaya geçmiş olundu. Vahşilikten evcilliğe geçen köpek, keçi, koyun, kedi, sığır insanın yaşamında sürekli bir işlevle birlikte yer aldı. Ancak atın evcilleşmesi arkadaşları, eşek ve deveden farklı olarak, hızı, gücü, itibarı getirdi. Bu aslında o ana kadar kullanılan bütün silahların silahıydı.

Atın, tarıma geçişten önce evcilleştirildiğine ilişkin tezler de var, ancak atı ilk kimlerin hangi coğrafi bölgede evcilleştirdiği çok tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Batılı pek çok araştırmacı, atın ilk kez Hint-Avrupalılar veya İskitler tarafından evcilleştirildiğine vurgu yapıyor. Ama Kafkaslar’da, Orta Asya’da ele geçen arkeolojik ve zoolojik bulgular atın bu bölgelerdeki tarihi hakkındaki bilgilerin sürekli değişmesine yol açabiliyor. Atın bir binek aracı olarak kullanılmasını sağlayan teknoloji gem oldu. Bu at kuşamının atın ağız yapısında ve dişlerinde bıraktığı izleri eksen alan araştırmalar İÖ 4000 civarında Ukrayna steplerinde de atla insan ilişkisinin olduğuna işaret ediyor.

Atın, Anadolu’da tarım ve taşımacılıkta kullanılmasına ilişkin de net bir tarih yok. Öte yandan atla tekerleğin en güzel şekilde birleşmesini Hititlilerin başardığı biliniyor. Hitit krallığını bir imparatorluk haline getiren kral Suppiluliuma oldu. İÖ 1375 ile 1335 arasında hüküm süren Suppiluliuma çağın önemli krallıklarından olan Mitanni Devleti’ni yıkarak imparatorluğunun sınırlarını Lübnan’a kadar genişletti.

Tekerleğin hem geniş bir taşıma mantığına uygun biçiminin, hem de çömlek üretiminde kullanılmasının tarihinde yine Sümerleri görüyoruz. Hitit ordusunda seferler esnasında erzak ve ganimetlerin taşınmasında öküz koşulu dört tekerlekli arabalar kullanılıyordu. Ancak Mitanniler, bu taşımacılığa yeni bir boyut katıyor. İki atın çektiği, iki tekerlekli, hafif ve oldukça hızlı gidebilen arabalar hem hız olarak hem de bir silah olarak, daha önce Ortadoğu’nun görmediği bir yeniliktir. Onları güçlü bir devlet haline getiren, işte kullandıkları bu yeni savaş teknolojisidir. Ancak Hititliler, Hurri topluluklarından oluşan Mitannileri de, kendisinden önce yaşamış uygarlık kültürlerini de yakından izliyordu. Hurriler, sanat ve din alanlarında Hititlileri oldukça etkilemiş görünüyor. Mezopotamya kültürlerinin Hatti Ülkesi’ne (Anadolu) geçişinde Hurri hareketlerinin ve ticari ilişkilerin rol oynadığı düşünülüyor.

Tekerleğin Hititlilerden önce bulunduğuna ilişkin veriler onun kullanım üstünlüğünün Hititlilere geçtiği gerçeğini değiştirmiyor. Hititliler, hem atla, hem de tekerlekle aralarındaki bağı dönemlerinde olabilecek en üst düzeye yükseltmişti.

Hitit başkenti Hattuşa’da bulunan yaklaşık bin satır uzunluğundaki bir metni içeren bir tablette at yetiştiriciliği ve binicilik kuralları anlatılıyor. Bu metin, Hititlilerin bu konuyu hangi uzmanlık düzeyine getirdiklerini ortaya koyuyor. Gerçi metnin yazarı Kikkuli adında bir Hurri ve Mitanni ülkesinden getirtilmiş; ancak çevrelerindeki uygarlıkların din, sanat, mimari, gibi yaratılarını alıp kendilerine uyarlamada gösterdikleri eşsiz beceriyle bölgesel bir krallıktan büyük bir imparatorluğa yürüyen Hititliler, aldıkları eğitimle işi bir sanata dönüştürmüşler. Hititlilerin savaş gücünün asıl dayanağı savaş arabalarıdır. Bugünkü tekerleklere benzeyen çubuklarla desteklenmiş tekerlekler kullanılıyordu. Dolayısıyla savaş arabaları çok daha hafif ve hareket yeteneği yüksek olabiliyordu. Arabanın benzerlerine göre hafif olması her savaş arabasında iki yerine üç askerin yer almasına olanak sağlıyordu. Askerlerden birisi arabayı sürüyor, ikincisi arabadaki diğer iki kişiyi koruyacak biçimde kalkan kullanıyor, üçüncüsü ise ok ve mızrak atıyordu.

İçindekiler