50 Simgeyle Anadolu Tarihi

Kitap

Fotoğraf / Kerem Yücel

Göbeklitepe keşfedilinceye dek dinler ve inançların avcı ve toplayıcı toplulukların ardından ortaya çıktığı sanılıyordu. Göbeklitepe’yle bu değişti. Şanlıurfa’nın Örencik Köyü yakınlarındaki arkeolojik alanda meydana çıkarılan görkemli tapınaklar, bu süreçteki avcı toplulukların dünyanın bilinen en eski kült yapılarını yarattığını gösterdi. Biçim olarak “T” harfine benzeyen 10-12 dikilitaş yuvarlak bir plana uygun olarak dizilmiş ve araları taş duvarla örülmüştür. Bu yapının merkezineyse, daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Göbeklitepe’deki tüm bu dikilitaşların, “stilize insan heykelleri olarak yorumlanması” salt soyut bir benzetme değildir. Örneğin “D Yapısı” olarak tanımlanan ve tapınağın merkezini oluşturan kesitteki dikilitaşlarının gövdesinde bulunan insan el ve kol motifleri, bu tanımın netliğine ilişkin pek çok kuşkuyu gideriyor. Diğer bir yorum haklı olarak “bu dikilitaşlar, insan vücudunu üç boyutlu olarak betimleyen stilize yontulardır” diyor. Göbeklitepe, insan figüründen çok hayvan motifleri barındırıyor. Taşlara işlenen yabanıl hayvan motifleri geniş bir çeşitlilik gösteriyor: Kedigiller, boğa, yaban domuzu, tilki, turna, ördek, akbaba, sırtlan, ceylan, yabani eşek, yılan, örümcek ve akrep bunlardan bazılarıdır. Bu işlemeler, bölgenin o dönemlerdeki faunasıyla örtüşüyor olmalı. Göbeklitepe kazı çalışmaları, Neolitik Devrim’i hazırlayan koşulları yeniden yazmayı sağlayacak güvenilir bilimsel sonuçlar sağlıyor ve bilim dünyasının avcı - toplayıcı toplulukların sosyokültürel yapısı hakkındaki hâkim görüşünü yenilemesini sağlıyor. Zira, “avcı-toplayıcılarının küçük gruplardan oluştuğunu ve ancak günü kurtaracak biçimde yaşadığı” söylenegeldi. Oysa böylesi yapıları ve sanatsal nesneleri yaratabilmek için kalabalık grupları bir araya getirmek, onları sevk ve idare etmek gibi bir örgütlenme becerisinin gelişmiş olması gerekiyor. Dahası tüm bunları yapabilmek için, bireylerde inancın ve onun ritüellerinin oluşmuş olması ve bunları dışa vuracak sanatsal becerilerin, sanat anlayışının ve arayışının oluşması zorunlu görünüyor. Örneğin özellikle hayvan kabartmaları bir ustalık gerektirir. Bunlar, “üslup sahibi, uzman bir sanatçının elinden çıkmış, o üslubu bilen birilerinin yaptığı” eserler olarak görülüyor.

İçindekiler