50 Antik Sahil

Kitap

Fotoğraf / Ali Ethem Keskin

Arkeologlar, İdyma antik kentinin adını da gösteren yazıtı buluncaya dek, başta antik tarihçi Strabon’u okuyanlar olmak üzere, birçok insan, 19. yüzyıla kadar buranın adının “Bargasa” olduğunu sanıyordu. İdyma’daki arkeolojik bulgular, kentin yakınındaki diğer yerleşimlerden daha geç etkin hale gelmiş olabileceğini düşündürüyor. İÖ 5. yüzyılın ortalarında kentin, Pers saldırılarına karşı kurulan Attika-Delos Deniz Birliği’ne üye olduğu saptanabiliyor. Antik kentin İÖ 4. ve 3. yüzyıllara tarihlenen akropolü Gökova’nın kuzeyinde yükselen tepe üzerinde bulunuyor. Aynı tepenin doğu kesitiyse kentin nekropolünü yani mezarlığına ev sahipliği yapıyor. Buradaki mezar tipleri, dönemin zengin yoksul ayrımın da simgeleri gibidir. Örneğin İnişdibi bölgesindeki kimi mezarlar insanda bir tapınak duygusu yaratacak denli görkemli. Biraz ilerideki Azmak mevkiindeki Bizans dönemine tarihlenen kale ve Orman İşletmeleri Bölge Şefliği’nin kapsamındaki ormanlık alandaki kilise kalıntısı buranın da Bizans devrinde yaşamaya devam ettiğinin göstergesi. Sikkelerinde keçi ayaklı tanrı Pan’ın olması, kentin müzik, eğlence ve idille ilişkili bir yaşam tarzı olduğunu düşündürüyor. 13. yüzyıldan sonra Menteşe Beyliği’ne, 1420’de Osmanlı İmparatorluğu’na katılan bu her köşesinde tarih, deniz ışıltısı, sessizlikle bezenmiş yerleşim bunları bir arada görmek isteyen insanları ağırlamayı sürdürüyor.

İçindekiler