Anasayfa    Kültür      'Sonsuza kadar göçeceğiz!'

'Sonsuza kadar göçeceğiz!'



Sarıkeçililer, Anadolu'nun önemli Yörük boylarından biri. Ancak modernleşmeyle birlikte giderek yaşam alanları daralan Sarıkeçililer binlerce yıllık kültürlerini sürdürmekte zorlanıyorlar. Kış aylarını Akdeniz'de, Mersin sahillerinde, Yaz aylarını ise Konya ve Karaman'ın yaylalarında geçiren bu göçebe topluluk, bürokratik engeller ve çeşitli baskılara karşın göçerek yaşamayı sürdürmeye kararlılar. Sarıkeçililerin binlerce yıldır süren bu yolculuğunun devam etmesi için Doğa Derneği ve Atlas Dergisi başta olmak üzere sivil toplum örgütleri ve bazı sanatçılar da destek veriyor.

24-26 Eylül 2010 tarihlerinde Konya'da düzenledikleri Yörük Şenliğine bütün doğa tutkunlarını davet eden Sarıkeçililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Pervin Çoban Savran, Sarıkeçililerin yaşamlarını sürdürdüğü alanlarda baskılara ve zorluklara maruz kaldıklarını söylüyor. Yaklaşık iki buçuk ay sürecek göç hazırlıklarının başladığı şu günlerde, göç şenliği öncesi sorularımızı yanıtlayan Savran, kendilerine' son göçerler' denmesine kızgın. 'Göçen son grubuz ve sonsuza kadar göçeceğiz' diyen Savran, 'Biz Toroslarda o kara çadırların bekçileriyiz. O dumanı da tüttürüyoruz. Bu çoban ateşini de birlikte yakalım, bu kültür sonsuzluğa kadar sürsün istiyoruz' diye ekliyor...

Sarıkeçililer ne istiyor?
-Son zamanlarda Sarıkeçililerin son kez göç ettiklerine dair basında yer alan kasıtlı ve yalan haberlere öfkeliyiz. Yüz yıllardır süregelen bir gelenek böyle bir çırpıda yokedilemez. Birileri geliyor, bizim üyelerimizden görüş alıyor, 'şunları şunları söylerseniz iyi olur' diyorlar. Onlar da 'artık biz de bıktık bu yaşamdan, biz de yaşamak istiyoruz' türünden şeyler söylüyorlar. Ya da söylettiriliyor. Bu tür yalan haberlere artık son verilmeli diye düşünüyorum. Ülkemiz, 2006 yılında UNESCO tarafından hazırlanan Somut Olmayan Kültürel Miras'ın korunması projesine imza koydu. Yani Türkiye olarak somut olmayan kültürel mirası korunması adına imza atılmış. Sarıkeçililer gibi başka bir topluluk kalmadı artık ülkemizde. Bu kültürün korunması için uluslararası düzeyde imza atılmış. Bu konudaki bilincin geliştirilmesini istiyoruz. Yaptığımız etkinliklerle de bunu kamuoyuna aktarmaya çalışıyoruz. Fotoğrafçı, dağcı, televizyoncu, gazeteci ya da bu kültüre ilgi duyan herkesi, işini dürüst bir şekilde yapabilen insanları yanımızda görmek istiyoruz biz.
Yaşam alanınız oldukça daralmış durumda, değil mi?
-Evet. Bize yaşam hakkı verilmek istenmiyor adeta. Örneğin Konya'da çok büyük sıkıntılar yaşadık.
Ne tür sıkıntılar yaşadınız?
-Daha önce coğrafi alanlar daralmıştı. Şimdilerde psikolojik baskılara kadar dayandı iş. Orman muhafaza memurlar üyelerimizi götürmeye kalktılar. Bunun üzerine Jandarma çağırdık. Bu baskıları mahkemeye de taşıdık. Pazartesi günü Hadim'de bir duruşmamız var bu konuda. Duruşmaya girecek üyemiz bana 'sen de gel' dedi. Allah izin verirse gideceğim ama bizim de yürüyüş hazırlıklarımız var. İşte bunlar tek tek baskı altına almanın yolları. Tek tek sindirmeye çalışıyorlar. Çobanımız ne bilsin, üyemiz ne bilsin hakkının ne olduğunu. Ben de ona 'git mahkemede herşeyi olduğu gibi anlat' dedim. ' Yaşadığın alanın hazine arazisi değil, bedel karşılığı köylüden kiralanan bir alan olduğunu söyle. Muhtar da yanında olacak' dedim. Sonuçta bölgede beni biliyorlar. Başbakan'a bir kaç kez yazılı dilekçe ilettim, sonrasında Orman İşletme Müdürlüğü'nde sorgulandım resmen. 'Bu şikayetin ne, bu zulum ne'diye. Jandarma sorguladı, 'bunlar ne demek?' diye. 'Bunların hepsi zulüm, bize bu yapılanlar baskıdır' dedim ben de. Bizi böylesi baskılarla yıldırmaya çalışıyorlar.
Hadim, Bozkır ve Ermenek bölgesinden göç başladı. Neden bu bölgede Sarıkeçililer?
-Yaz gelince sahiller ısınıyor ve doğada canlanma oluyor. Doğayı tahrip etmemek için yaylaya göç ediyoruz. Hayvanların daha sağlıklı olmaları ve su kaynaklarından yararlanmak için bulunduğumuz bölgeyi değiştirmemiz gerekiyor. Bu amaçla yaylaya, yükseklere göç ederiz. Şimdi bizim bulunduğumuz Orta Toroslarda geceler serinledi. Konya ovasında harmanlar kalktı. Buğday, nohut, fasulye gibi harman sırasında yere dökülen bitkileri de hayvanlara yedirerek yavaş yavaş göç ediyoruz.
Kaç kilometre yol yürüyorsunuz?
-400-450 kilometre yürüyoruz. Bazen bu mesafe daha da uzun, 500-550 kilometreyi buluyor. Çünkü bizim belirli bir yolumuz yoktur. Subaşları, çeşme, sarnıç gibi hayvanları sulayabileceğimiz su kaynaklarının bulunduğu güzergahları seçeriz.
Tamamen klasik anlamda yürüyorsunuz sanırım. Örneğin kamyonla, başka araçlarla da göçenler var mı?
-Böyle göçenlerimiz de var ancak bunlar yalnızca ev eşyalarını getirebiliyor. Hayvanlarını kamyon ve traktörlerle göç ettirenler daha fazla sıkıntı çekiyor. Sürüyle yürüyerek göç eden üyelerimiz daha rahat. Çünkü taşıtın giremediği yerler var. Hayvanlarla birlikte söz ettiğim mesafeyi yürüyerek katediyoruz. Günde yaklaşık 6 ila 10 kilometre arası yürüyoruz.
Bu yolculuk yaklaşık kaç gün sürüyor Pervin Hanım?
-İlkbahar göçü biraz hızlı gider. Çünkü bahar yenilenme, diriliştir. Yaklaşık 45 ile 60 gün arasında sürer. Sonbahardaki dönüş göçü ise yaklaşık 75 gün sürer. Konaklaya konaklaya döneriz.
Nüfus olarak bir rakam verebilir misiniz?
-Tam olarak bir rakam vermem zor ama üç yıl öncesi yaklaşık 2 bin kişilik bir nüfusumuz olduğunu biliyorum. Tabi bu arada Karaman'a yerleşenlerimiz oldu, kayıplarımız oldu.Ortalama 2 bin kişilik bir nüfusumuz var diyebiliriz.
Son olarak göş şenliğiyle ilgili kısaca bilgi verebilirmisiniz?
-24 Eylül'de gelecek olan konuklarımızı Konya/ Taşkent'te Hanboynu mevkiinden alacağız. Göç eden üyelerimizin çadırlarında konuk edeceğiz. Doğa Derneği'nden on kişilik bir grup önceden bize katılacak ve gelen konuklara rehberlik edecekler. Gelenler isterlerse yanlarında getirdikleri çadırlarda da konaklayabilecekler. Sabah erkenden, güneş doğmadan kalkacağız, keçi çobanlarına eşlik etmek isteyenler ya da çadırı toplamak, evi sarmak isteyenler yapacağı işi seçecek. Bu şekilde gelen konuklarla öğleye kadar yürüyeceğiz. Öğleyin konaklama yerine varınca çadırlarda çaylarını, ayranlarını içip sıkmalarını yedikten sonra biraz dinlenilecek ve yola devam edilecek. Akşama Hanboynu dediğimiz bölgede toplanılacak. Gelen konuklarımızın arasında sanatçılar olabilir; gönülülük esasına göre sanatsal etkinlikler yapılacak. Bizler de gelen konuklara yaşama biçimimizi, kültürümüzü anlatacağız. Yaşayan bu göç kültürünün geleceğe aktarılması için neler yapabiliriz, bunları konuşacağız.
'Son göçerler' kavramıyla ilgili bir rahatsızlığınız da var. Bunu biraz açar mısınız? Son göç tanımlamasına da karşı çıkıyorsunuz. Aslında bunun sonsuza kadar sürmesini istiyorsunuz sanırım...
-Evet, sonu gelmeyecek diye düşünüyoruz inşaallah. İki yünlü düşünürsek, 'göçen son grup' olarak tanımlanması belki mantıklı olabilir ama biz son grup olarak sonsuza kadar göçeceğiz. Bakın Atatürk'ün bir sözü var, bunu hep söylerim ben; 'Ey ağalar beyler, Toroslara çıkın bir bakın. Nerede kara bir Yörük çadırı görürseniz, dumanı da tütüyorsa dünyada hiç bir güç bizi asla yenemez' diyerek bize işaret etmiş Atatürk. Biz Toroslarda o kara çadırların bekçileriyiz. O dumanı da tüttürüyoruz. Bu çoban ateşini de birlikte yakalım, bu kültür sonsuzluğa kadar sürsün istiyoruz.

Haber: Yusuf Yavuz / 17.09.2010


Jan 17 2011 10:43AM




 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Medeniyetlerin Buluştuğu Başkent
Hasankeyf
DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?