Bariş Karakullukçu’yla 48 Saatte Şanghay

Bariş Karakullukçu’yla 48 Saatte Şanghay

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Mudo’nun genel müdürü Barış Karakullukçu kariyerine danışman olarak başladı ve 16 yıl boyunca 25’ten fazla ülkede çalıştı. Karakullukçu, Atlas okurları için bir yıl yaşadığı Çin’in en büyük kenti Şanhgay’ın iki günlük gezi rotasını çiziyor.

Röportaj: Sedef Seçkin Büyük

Şanghay’da yaşamak nasıl bir tecrübeydi?
Çalıştığım Accenture Şanghay ofisi ben gittiğimde 200-300 kişiydi ve her yıl katlanarak büyüyordu. Ben ofisin nispeten küçük olduğu dönemlerde orada çalıştığım için Çinli çalışma arkadaşlarımdan pek çok restoran, market tavsiyesi alma ve onlarla arkadaşlığımı geliştirme, yaşam tarzlarını tanıma olanağı yakaladım. Hem oradaki sosyal hayatın içinde oldum, hem de bir turist gibi Şanghay ve Çin’in görülmesi gereken tarihi ve kültürel değerlerini gezdim.

Şanghay’ı gezmeye gidenlere neler tavsiye edersiniz?
Şanghay’da yaşarken neredeyse her ay bir arkadaşım beni ziyarete gelirdi. O nedenle şehri bir hafta sonu içinde, yani sadece 48 saatte hızlıca gezdirme konusunda deneyimli bir rehber olmuştum. Şimdi de size aynı rotayı anlatacağım. Önce birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum. Çin’de Çince bilmeyen bir turistin seyahat etmesi biraz zor. Havaalanından şehir merkezine hızlı trenle ulaşım olanağı bulunuyor, ancak taksi kullanacaksanız biraz dikkatli ve hazırlıklı olun. Taksicilerle sorun yaşamanız muhtemel. Elinizde, kalacağınız otelin Çince harflerle yazılmış adı ve adresi olursa rahat edersiniz. Korsan değil, resmi taksileri tercih etmelisiniz. Kaldığınız otelde ziyaret etmek istediğiniz yeri ve adresini Çince olarak bir kâğıda yazmalarını isteyin. Taksiciye bu kartı gösterdiğinizde iletişim kurmanız çok daha kolay olacak.

Siz nerede yaşadınız, sizde iz bırakan semtler hangileri oldu?
Otelimiz Xintiandi ya da Fransız Bölgesi denilen, biraz turistik bir semtteydi. İstanbul’la kıyaslarsak Beyoğlu tadında bir deneyim yaşayabileceğiniz bir yer. Çin’deki sabah kahvaltısı anlayışıyla bizimki ve yemek kültürlerimiz çok farklı. Bu nedenle Şanghay’da yemek konusunda biraz zorlanabilirsiniz. Ancak Fransız Bölgesi’nde dünya mutfağından farklı lezzetleri de bulmanız mümkün. Burası araba trafiğine kapalı, restoran, kafe ve mağazaların yoğun olduğu hoş bir bölge. Xintiandi’de sürekli gittiğim Simply Thai adlı bir Tayvan restoranı vardı, konuklarım da çok beğendi.

Arkadaşlarınıza şehri gezdirmeye nereden başlıyordunuz?
Şehri ilk kez keşfe çıktığımda gittiğim yer olan Yuyuan Bahçesi’ne beni ziyarete gelen arkadaşlarımı da mutlaka götürürdüm. Bu büyük bahçenin içinde tapınaklar, imparator ve üst düzey yöneticilerin toplantı yaptığı salonlar, hoş bir göl ve yürüyüş yolları var. Çok sakinleştirici bir yer. Çinliler için bahçeler çok önemli. Şanghay’ın içinde ve dışında pek çok güzel örnek bulabiliyorsunuz. Her biri ayrı bir güzellik ve ruha sahip. Bahçenin hemen yanındaki çarşı da turistler için oldukça ilgi çekici. Hediyelik eşyalarınızı buradan alabilirsiniz. Çin’de eski tarz çarşıların hepsinde, özellikle hediyelik eşya alıyorsanız, pazarlık etmeyi unutmayın. Bahçenin yanında tipik Çin yemeği yenilebilecek en eski restoranlardan biri Shanghai Classical Hotel’de bulunuyor. Bu bahçe dışında daha modern bir park arayışında olursanız Halk Meydanı’nda zaman geçirebilir ve sonra da ünlü alışveriş bölgesi Nanjing Caddesi’nde dolaşabilirsiniz.

Alışveriş yapmak isteyenler hangi adreslere gitmeli?
Şanghay’da ünlü markaların taklitlerinin satıldığı birçok “Fake Market” bulunuyor. En ünlüsü ise Fransız Bölgesi’ne oldukça yakın. Ben taklit ürünleri seven, kullanan biri değilim. Ancak bu çarşıda tipik Çin ürünlerini de bulmanız mümkün. Örneğin güzel inci kolyeler, ipek ürünler, geleneksel Çin giysileri alabilirsiniz, ama çok iyi pazarlık yapmalısınız. İstanbul’a gelen turistler için Kapalıçarşı deneyimi ne kadar unutulmaz, farklı ve keyifliyse Şanghay’daki “Fake Market” de öyle. Şanghay’da modern alışveriş merkezleri de çok, ama oralara gitmek çok da anlamlı değil.

İlk günün akşamı nereye gidilebilir?
Şanghay’da görülmeden dönülmeyecek ikinci alan Waitan (The Bund). İzmir’de Kordon’u ya da İstanbul’da Boğaz’ı görmemek gibi olur burayı pas geçmek. Bu bölgenin gündüzü ayrı, gecesi ayrı keyifli. Huang Pu Nehri’nin bir tarafındaki bu alan Fransız tarzı binalar barındırıyor. Nehrin diğer kıyısındaki Pudong bölgesi ise Şanghay’ın yeni yüzünü yansıtan modern bir bölge. O bölgede aynı zamanda Şanghay’ın en güzel yerel restoranlarından biri olan, mistik bir ortamda Çin mutfağının tatlarını deneyebileceğiniz Lost Heaven bulunuyor. Akşam yemeği sonrası güzel bir Bund yürüyüşü yapabilir ve arkanıza Oriental Pearl Tower’ı alarak fotoğraf çektirebilirsiniz.

Peki ikinci gün için nereleri tavsiye edersiniz?
Oriental Pearl Tower 2004’te yapılmış, Şanghay’ın modern yüzünü yansıtan bir bina. Tam 468 metre yüksekliğindeki kulenin tepesinden Şanghay’a bakmak hoş bir deneyim. Ben bu kuleye giderken nehir altından geçen yolu kullanıp deneyimimi zenginleştirirdim. Ayrıca Şanghay’ın çevresinde kolaylıkla ulaşabileceğiniz tarihi yerleşimler bulabilirsiniz. Benim en sevdiğim Zhouzhuang. Şanghay’a birkaç saat mesafedeki bu tarihi kasaba adeta Çin’deki Venedik. Nehirlerle, kanallarla iç içe ve muhteşem bir Buda tapınağına sahip tarihi bir merkez. Kanallarda mutlaka tekneyle dolaşmalısınız.

Tapınaklardan hangileri sizi etkiledi?
Şanghay’ın içinde gezerken tarihi daha fazla hissedebilmek için en etkili seçenekler tapınaklar; ben de önemli olanlarını gezmenizi tavsiye ederim. Jade Buddha Tapınağı, Guangxu döneminde inşa edilmiş ve günümüze dek çok iyi korunmuş. Budizm kültürünü tanıyabileceğiniz en güzel örnek. Longhua Tapınağı da ikinci seçeneğiniz olabilir.

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Paylaş: