Solucan Gübresi Yaygınlaşıyor

Solucan Gübresi Yaygınlaşıyor

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Toprak solucanlarının toprağın verimini ve ürün kalitesini artırdıklarını gösteren çok sayıda çalışma var. Bu canlılar bunu büyük ölçüde vücutlarından geçen toprak sayesinde başarıyorlar. Besinleriyle birlikte yuttukları toprak, vücutları boyunca bir seri işlemden geçerek adeta işleniyor. Dışkılarıyla birlikte dışarı atılan işlenmiş toprak, bitkiler için gerekli olan hemen her minerali içeriyor. Bu yüzden son yıllarda, dünyada ve ülkemizde vermikompost denilen solucan gübresinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Dolayısıyla vermikültür denilen solucan yetiştiriciliği de… Gelişmiş ülkelerin tarım alanlarındaki organik madde azalması sorunu, geleneksel organik gübrelerin yanı sıra, toprak solucanları ve onlardan elde edilen gübrenin tarımda kullanılması gibi yöntemlerle çözülmeye çalışılıyor. Bu sayede toprak ve tarım ürünlerinin kimyasal kirlilikten korunmaları amaçlanıyor. Bunun yanında gelişmiş ülkelerin çoğunda, evsel atıkların geri dönüşümünde toprak solucanlarından yararlanılıyor. 

Vermikompost İçin Uygun Türler

Bugüne kadar dünyada tanımlanmış farklı familyalara ait 6.000’in üzerinde toprak solucanı türü kaydedilmiş. Avrupa, Kuzey Amerika, Batı Asya ve dünyanın birçok yerinde en yaygın solucan familyası ise Lumbricidae. Batı Afrika’da türlerin çoğu Eudrilidae familyasına ait. Güney Afrika, Orta ve Güney Amerika, Avustralya ve Doğu Asya bölgelerinde ise Microchaetidae, Megascolecidae ve Glossoscolecidae familyaları hakim.

Binlerce toprak solucanı türü arasından sadece birkaç epijeik (yüzeyde yaşayan) tür vermikompost için uygun. Bunlar Eisenia fetida, Eisenia andrei, Dendrobaena veneta, Dendrodrilus rubidus, Drawida nepalensis, Lumbricus rubellus, Perionyx excavatus, Eudrilus eugeniae, Polypheretima elongata olarak sıralanabilir. Bunlardan Eisenia fetida, Dendrobaena veneta, Dendrodrilus rubidus ve Lumbricus rubellus doğal ortamda ülkemiz topraklarında da kaydedilmiş türler.

Vermikompost çalışmalarında, yüksek besin tüketimleri, çevresel faktörlere karşı geniş tolerans göstermeleri, yaşam döngülerinin kısa olması, yüksek üreme oranları nedeniyle genellikle epijeik türler tercih ediliyor. Özellikle Eisenia fetida ve Eisenia andrei gibi türler bu özelliklerin tamamını bir arada bulunduruyor. Bu yüzden vermikompost çalışmalarında en çok bu türler tercih ediliyor. Tüm dünyada vermikompost çalışmalarında en çok kullanılan türlere göz atalım:

  • Eisenia fetida (Savigny 1826) En sık kullanılan türdür. Çünkü tüm dünyada yayılış gösterirler. Bunun yanında yaşam döngüleri kısa, sıcaklık ve neme karşı tolerans aralıkları geniştir. Kırmızı Kaliforniya solucanı, gübre solucanı ya da kaplan solucanı gibi isimler verilen tür dünyada doğal yayılış olarak Avrupa, İngiltere, Rusya, Kafkasya, Türkiye, Balkanlarda Karpat bölgesinde yaygındır. Ancak vermikompost nedeniyle diğer bölgelere de yayılmışlardır. Ülkemizde ise türün Trakya, İç Anadolu, Batı Karadeniz ve Doğu Anadolu’da kaydı var. İnsan yerleşiminin olduğu nemli ve organik maddece zengin bölgelerde yaşayan tür, doğada genellikle toprağın yüzeye yakın mineral tabakasında, hayvan dışkılarında, zengin çürükçül topraklarda, ahırlarda, çürümüş odun ve bitki parçaları arasında ve nehir kenarlarında görülür. Günde, kendi ağırlıklarının yüzde 25-35’i kadar besin tüketirler.
  • Eisenia andrei (Bouche 1972) Morfolojik olarak E. fetida’ya çok benzer. Genel ekolojik istekleri, üreme performansları ve yaşam döngüleri neredeyse aynıdır. Bu yüzden uzun süre E. fetida ile aynı tür sanılmışlardır. Ancak mitokondrial (COI) ve nükleer DNA dizilerini (28S) temel alan filogenetik ağaçlar, bunların farklı türler olduklarını doğrulamıştır.
  • Dendrodrilus rubidus (Savigny 1826) Holarktik kökenli fakat kozmopolit yayılış gösteren bir türdür. Organik topraklarda tercih edilen epijeik bir tür olup, çürümüş odun, saman, yaprak örtüsü, kompost, turba, kanalizasyon atıkları ve gübre gibi organik substratlarda bulunurlar. Vermikompost için sık kullanılan bir tür değildir.
  • Dendrobaena veneta (Rosa 1886) Çok yaygın olmasa da yine de zaman zaman vermikompost çalışmalarında kullanılan büyük ve dayanıklı bir türdür. Çok üretken olmasa da hızlı büyür.
  • Lumbricus rubellus (Hoffmeister 1843) Özellikle hayvan gübresi veya kanalizasyon atıklarının bulunduğu nemli topraklarda bulunur. Olgunlaşma ve üreme oranı düşüktür. Bu yüzden vermikompost için çok tercih edilmez. Ancak boyutu ve dayanıklı tür olması nedeniyle bazı ülkelerde balık yemi olarak kullanılırlar. Ayrıca arazi iyileştirme çalışmalarında da bu türden yararlanılır. 
  • Drawida nepalensis (Michaelsen 1907) Yaygın olarak kullanılmayan ılıman bölge türlerinden biridir. Ancak avantajlı özellikleri de vardır. Bu tür, her ne kadar düşük büyüme hızına sahipse de diğer vermikompost türlerinin çoğundan daha fazla kokon ve kuluçka üretme özelliği taşır. 
  • Eudrilus eugeniae (Kinberg 1867) Afrika kökenli olmakla birlikte, ABD, ve Kanada başta olmak üzere başka ülkelere de girmiştir. Oldukça hızlı büyür ve üretkendir. Hayvan yemi üretiminde kullanılırlar. Sıcaklık toleransının çok düşük olması ve ekolojik değişimlere duyarlı olması ise dezavantajdır. 
  • Perionyx excavatus (Perrier 1872) Perionyx excavatus Asya’da yaygındır ve Hindistan, Filipinler ve Avustralya’da vermikültürde kullanılır. Avrupa ve Kuzey Amerika’ya da bu nedenlerle taşınmıştır. Sadece organik atıklar içinde yaşar ve yüksek neme ihtiyaç duyarlar. Oldukça verimli olan türün yetiştirilmeleri E. fetida’ya benzer. Ancak düşük sıcaklıklara dayanıksız olması, onları tropik bölge dışında yapılan çalışmalarda dezavantajlı hale getirir. 
  • Polypheretima elongata (Perrier 1872) Bu tropik tür bazı ülkelerde katı organik atıkların arıtımı için kullanılır. Özellikle Hindistan’da bu tür kullanılarak kanalizasyon, gübre ve gıda atıklarının öğütülmesi üzerine tesisler kurulmaktadır. P. elongata kullanımı tropik bölgelerle sınırlıdır. Çünkü şiddetli kış şartlarında yaşayamazlar.

 Solucanlar Nasıl Besleniyor?

Vermikompost çalışmalarında solucanlara besin olarak ahır gübresinin yanında elma, enginar, muz, pancar, brokoli, lahana, kavun, havuç, kereviz, tahıl, kahve ve çay posası, mısır, buğday, salatalık, yumurta kabukları, üzüm, marul, yulaf, armut, bezelye, şeftali, patates, ıspanak, karpuz, kabak gibi yiyeceklerden oluşan ve “solucan maması” denen karışımlar verilir.

Solucanları Etkileyen Çevre Faktörleri

Toprak solucanı yetiştiriciliği çevresel koşullardan etkilenir. Özellikle nem ve sıcaklık gibi çevresel parametrelerin optimum olduğu koşullar altında kompostun daha verimli şekilde işlendiği yapılan çalışmalarla açık şekilde gösterilmiştir.

  • Sıcaklık: Solucanlar toprağın altında kışın hayatta kalabilirler, ancak toprağın dışındaki dondurucu koşullar altında uzun süre yaşayamazlar. Genel olarak kokon üretimi 10 °C’nin altındaki sıcaklıklarda azalır. 4 °C’nin altındaki bölgelerde ise kokon üretimi ve genç solucanların gelişimi tamamen sona erer. Yine 30 °C’nin üzerindeki sıcaklıklar da çoğu solucan türü için olumsuz etkiler yapar. Kurak koşullarda, solucanlar korunmak için toprağın daha derin katmanlarına inerler veya nemli alanlara göç ederler.
  • Nem: Nem içeriği ile toprak solucanlarının büyüme hızı arasında güçlü bir ilişki vardır. Vermikompost üretiminde çoğu tür % 50-90 arasındaki nem içeriğini tolere edebilir. Ancak Eisenia fetida ve andrei gibi türler % 80-90 nem aralığında daha hızlı büyürler.
  • Havalandırma: Toprak solucanları deri solunumu yaparlar. Bu yüzden oksijensiz koşullara karşı hassastırlar. Oksijenin tükendiği, karbondioksit ve hidrojen sülfür miktarının arttığı bir ortamdan hızla ve çok sayıda göç ettikleri görülmüştür.
  • PH: Çoğu epijeik tür pH değişimine nispeten hoşgörülüdür ve 5-9 pH aralığını tolere edebilir, ancak nötr toprakları tercih ederler.
  • Populasyon Yoğunluğu: Çevre koşullarının yanı sıra, populasyon yoğunluğu da yetiştirme ve üreme oranlarını etkiler. Fiziksel ve kimyasal koşullar uygun olsa dahi aşırı solucan miktarından dolayı problemler oluşabilir. Olgunlaşma oranının stoklama miktarından etkilendiğini, yoğun olmayan ortamlarda solucanların daha çabuk eşeysel olgunluğa ulaştığını, aynı yaştaki solucanların klitellumunun, (vücudu halka ya da semer gibi saran ve üreme işlevinde önemli rol oynayan kısma klitellum denir) farklı stok oranlarında farklı zamanlarda geliştiğini gösteren çalışmalar vardır.

Yazı ve Fotoğraf: Doç. Dr. Mete Mısırlıoğlu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı

 

 

 

 

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Paylaş: