Drakula ve Osmanlı

Drakula ve Osmanlı

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Konularını daha çok tarihten seçen Romanyalı ressam Theodor Aman’ın (1831-1891) eseri, III. Vlad Drakula’yı ve Osmanlı elçileriyle birlikte gösteriyor.
Tüm dünyada acımasızlığın simgesi haline gelen, adı “vampir”e çıkan Eflak Prensi III. Vlad Drakula, gençliğinde Osmanlı topraklarında, Kütahya, Tokat ve Edirne’de yıllar geçirmişti. Bunun nedeni, Drakula’nın babasının Osmanlı’ya sadakatini göstermek için iki oğlunu II. Murat’a rehin bırakmasıydı. Drakula ancak babasının ölümünden sonra Eflak tahtına çıkabildi. Ama sonraki yıllarda Fatih Sultan Mehmet’le zorlu bir mücadeleye girişti…
Atlas, nisan sayısında Romanya’nın Transilvanya bölgesine uzanıyor, tarihi kentleri ve kaleleri ziyaret edip Drakula’nın izini sürüyor. Ayrıca Eflak Prensi III. Vlad’ın Osmanlı’yla ilişkilerini ve edebiyatla sinemada bıraktığı etkiyi özel başlıklarla inceliyor. Dünya onu daha çok bir zalim olarak hatırlasa da Romanya’da kimileri onu ülkesini savunmuş bir kahraman olarak görüyor. Alper Günay’ın Atlas’ta yer alan yazısından bir bölüm şöyle:
Romanya topraklarına 15. yüzyılda damgasını vuran ve “Drakula” adıyla da bilinen Prens III. Vlad, ölümüne dek üç kez Eflak tahtına çıktı. Rumenler ona “Vlad Tepeş” diyor. Drakula, ülkede öylesine popüler ki büstlerinden biri parkta, sokağın köşesinde ya da müze bahçesinde karşınıza çıkıveriyor. Drakula’nın korkunç kişiliğine ve 16. yüzyıldan itibaren Avrupa’ya hızla yayılan kötü şöhretine rağmen milliyetçi Rumenler ona sevgi ve saygı duyuyor. Birçoğu Drakula’nın yaşadığı çağın koşullarıyla kıyaslandığında bile son derece aşırı olan vahşetini görmezden geliyor.
Taksi şoförü 36 yaşındaki Alex Chirila, “Vlad Tepeş büyük bir liderdi” diyor, “o olmasa Romanya ve belki de tüm Avrupa, Osmanlıların eline geçmiş olacaktı.” Drakula’nın yaptığı işkenceleri ve binlerce insanı kazığa geçirttiğini hatırlatmam üzerine, “doğru ama bunun için haklı gerekçeleri vardı, üstelik bu sayı binlerce değil, çok daha az” diye yanıt veriyor. Tarihçi Radu Florescu ile Raymond McNally, Eflak Prensi III. Vlad Tepeş’in Yaşamı adlı biyografide, Rumenlerin Drakula hakkındaki geleneksel bakış açısını da açıklıyor. Kitap “zaman Drakula’nın olumsuz yanlarını törpülemiş ve geriye yalnızca bir kahraman kalmıştır, Drakula’nın cinayetleri birçok açıdan haklı çıkarılır” diyor konuyla ilgili olarak.
Gerçekten de Romanya’da Drakula zamanla acımasız bir despottan ülkenin kurtarıcısı olan ulusal bir kahramana dönüştü. Ölümünün 500. yıldönümünde düzenlenen anma törenleriyle 1976 “Drakula Yılı” olarak ilân edildi; Çavuşesku da Drakula’nın anısına hatıra pulu bastırttı.

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on VK

Paylaş: