ÇANAKKALE / KİRAZLI: KAZ DAĞLARI’NI SAVUNMAK

ÇANAKKALE / KİRAZLI: KAZ DAĞLARI’NI SAVUNMAK

Çanakkale’nin Kirazlı Köyü, maden çalışmalarının neden olduğu orman tahribatı nedeniyle bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu. Burası, Balıkesir ve Çanakkale il sınırlarında uzanan, aynı jeolojik ve tektonik altyapı üzerinde gelişen ve aynı ekolojik sistemde yer alan Kaz Dağları sisteminin bir parçası. Serkan Ocak, bölgeye giderek madencilik çalışmalarını inceledi, “Su ve Vicdan Nöbeti” tutanlarla konuştu. Ocak, yöredeki durumu anlatmaaya şu satırlarla başlıyor:
Hikâye, bundan tam 12 yıl öncesine gidiyor. İlk kez 2007’de Kaz Dağları’nın yolunu tutmuş, o zamanlar sondaj yapan iş makinelerinin peşinde düşmüştüm. Çanakkaleliler başta olmak üzere, ülke genelinde “Kaz Dağları’nın üstü altından değerlidir” sloganlarıyla tepkiler dile getiriliyor, çokuluslu altın madeni şirketlerinin Kaz Dağları’nı terk etmesi isteniyordu. Altın madenciliği yapan çok sayıda şirkete arama ruhsatı verilmişti. Açılan orman yollarından sondaj makineleri ormanlık alanlara, dağlara, tepelere çıkarılmış; alınan numuneler incelenmişti. İşte o arama çalışmaları tamamlandı. Artık şirketler işletme aşamasına geçti. 2017’de ilk altın madeni şirketi ruhsat aldı. Lapseki ilçesine bağlı Şahinli ve Kocabaşlar köyleri sınırlarındaki altın üretimi devam ediyor.
Çanakkale’nin Kirazlı Köyü’ndeki ikinci altın madeni işletmesiyse Türkiye’nin gündemine bir anda bomba gibi düştü. Çünkü maden için binlerce ağaç kesilmişti. Şirket, hakkında açılmış davalara rağmen aldığı izinlerle çalışmalarına tam gaz devam ediyordu.
Tam 12 yıl sonra yeniden Kaz Dağları’nın yolunu tuttum. Burası, Çanakkale-Çan karayolu üzerinde, Kirazlı Köyü mevkiindeki Balaban Tepesi. Yol boyunca çam kokuları içinize işliyor. Baş döndürücü bir yeşilliğe, eşsiz güzelliğe sahip. Yol kenarında birden ortaya çıkan Atikhisar Baraj Gölü büyülüyor insanı.
İşte en hayati mesele de bu barajla başlıyor. Baraj, tüm Çanakkale’nin tek içme suyu. Maden sahasına kuş uçuşu 14 kilometre uzakta. Söylenen o ki eğer maden faaliyete başlarsa yeraltı sularına zehirli atıklar karışacak. Baraj suyu da kirlenecek. En büyük itiraz da bu duruma yapılıyor.
“Babalan” yazan tabelayı gördüğünüzde Kaz Dağları için tutulan nöbetin burada olduğunu hemen anlıyorsunuz. Eylemcilerin korumak istediği ağaçlara pankartlar asılmış: “Ormanlar madencilerin değil, sincaplarındır”, “Her ağacı tek tek savunacağız”, “Altıncı Filo Çanakkale’yi terk et…”
Alanın dört bir köşesinde çadırlar kurulmuş. Ortak alanda gölgelikler, yemek yeri ve banklar var. “Sosyal Market”te köylülerin getirdiği salatalık, domates ve biber dağıtılıyor. Çay-kahve 7/24 hazır. Yeni gelenlerin ilk durağı şantiye alanı. Sivil toplum örgütleri buradaki çalışmalar ve tehlikeler hakkında bilgilendirme yapıyor. Direnişe katılanlar, burada sosyal medyadan gördükleri ağaçların kesildiği o kelleşmiş tepeleri canlı izleme imkânı buluyor.

Paylaş: